İlk hikayemde anlattığım o zor, karanlık günlerden sonra hayatımda büyük bir değişim başladı. Cinsel eğitim sayesinde önce kendimi, sonra bedenimi ve en önemlisi kendi değerimi keşfettim. Ama en önemlisi, yaşadıklarımı sadece kendim için saklamamaya karar verdim. Bir gün, kasabamızdaki kadınlar arasında benzer sorunları yaşayan, korkularıyla baş etmeye çalışan bir grup kadın olduğunu fark ettim. Çoğu, benim yaşadıklarımı anlatmaya bile cesaret edemiyordu. Oysa ne kadar çok benzer hikaye vardı. Bir araya geldik. Önce sadece sohbet ettik. Kimse konuşmaya başlamıyordu, çünkü utanıyor, çekiniyordu. Ama ben açtım kalbimi, yaşadıklarımı anlattım, nasıl yardıma ulaştığımı söyledim. Bu küçük cesaret dalgası, bir anda birçok kadının yüreğine dokundu. Konuşmaya başladıkça, her birinin içindeki o sessiz acı, korku, endişe, utanç biraz daha hafifledi. Kadınlar birbirlerini anladıklarını hissetti. Çünkü cinsel sağlık, sadece bir beden meselesi değil, ruhun da derin bir ihtiyacıymış meğer. Bir sonraki adımda hep birlikte bir psikolog ve kadın doğum uzmanına gitmeye karar verdik. Kasabamızda cinsel sağlıkla ilgili bilgi almak, destek görmek hala zor ama imkansız değildi. Kısa zamanda terapi ve eğitimler başladı. Bu destek sayesinde kadınlar bedenleriyle barışmaya, eşleriyle sağlıklı iletişim kurmaya başladı. Kendi haklarını öğrenip talep etmeye, zevk almayı ve kendini ifade etmeyi öğrendiler. Benim için ise bambaşka bir misyon doğdu. Artık yalnızca kendi hikayemi değil, kadınların ortak hikayesini anlatmaya başladım. Sosyal medyada ve küçük toplantılarda cinsel eğitim ve sağlığı anlatan yazılar yazdım. Öğrendim ki, en büyük düşman cehalet ve suskunluk. Korkularla yaşamak yerine konuşmak, öğrenmek, paylaşmak iyileştiriyor. Hayatında Değişim Yaratan Kadınları seviyorum Şimdi yanımdaki kadınların çoğu, eskisi gibi korkmuyor. Artık bedenlerini dinliyor, istediklerini söylüyor, eşleriyle açıkça konuşuyorlar. Bazıları bana yazıyor, Sen olmasan hâlâ sessiz kalacaktım, diyorlar. Bu beni hem mutlu ediyor hem de sorumluluğumu büyütüyor. Artık kendi hikayemi paylaşmakla kalmıyor, kasabadaki kadınlar için bir umut ışığı oldum. İlk toplantıdan sonra kadınlar arasındaki bağ güçlenmiş, herkes yaşadıkları sıkıntıları konuşmaya başlamıştı. Bu gücün devam etmesi için bir “Kadın Sağlığı ve Cinsel Eğitim” grubu kurmaya karar verdim. Kasabada böyle bir girişim ilk defa yapılacak olması, bazı geleneksel kesimlerin tepkisini çekmişti. Kadınlar “Böyle şeyler konuşulur mu?” diye eleştiriliyor, dışlanıyordu. Ama ben ve arkadaşlarım pes etmedi. Onlara göre gerçek özgürlük, bilinçle başlıyordu. Grup haftada bir toplanıyor, cinsel sağlık, beden hakları, duygusal destek gibi konuları uzmanlar eşliğinde öğreniyordu. Ben, öğrendiklerimi sade bir dille anlatarak herkesin anlamasını sağlıyordum. Birçok kadın, öğrendiklerini eşlerine anlatmanın zor olduğunu dile getiriyordu. Ben de aynı zorlukları yaşamıştı. Bu yüzden grup içinde eşlere yönelik farkındalık etkinlikleri düzenlediler. Böylece evlilik içi iletişim güçlendi, anlayış arttı. Benim, yaşadığım ağrılar, korkular ve aldığım destek sayesinde kadınların hayatında gerçek değişimler yaratıyorum. Şimdi o, geçmişte kendim için bir umut olan bilgiyi, birçok kadına ulaştırıyorum. Bir gün kasaba pazarında, genç bir kadın yanıma gelip, Sen olmasan, ben bu korkularımla tek başıma kalacaktım,dediğinde gözlerim doldu. O an anladım; gerçek güç paylaşmakta ve dayanışmakta. Benim hikayesi bize şunu gösteriyor: Cinsel sağlık problemleri utanılacak ya da gizlenecek meseleler değildir. Bilinçlenme ve profesyonel destek, sadece fiziksel değil, ruhsal sağlığımız için de gereklidir. Cinsel eğitim, bireylerin kendini tanıması, doğru bilgiyle donanması ve sağlıklı ilişkiler kurması için vazgeçilmezdir. Eğer siz de benzer problemler yaşıyorsanız, yalnız olmadığınızı bilin. Destek almak, konuşmak ve öğrenmek hayatınızı değiştirebilir. devamı . hikayemde.