“Keşke Doğmadan Gitseydin” Demek Kolay… Ya Bunu Duymak?

25 yaşındayım ama hayatımın hiçbir döneminde “özgür bir birey” olduğumu hissetmedim.

Çocukken de, ergenlikte de, bugün de… Çünkü benim hayatım, çoğu zaman kendi sınırları içinde sıkışmış bir annenin öfkesine hedef oldu.

25 Yaşındayım, Hâlâ “İzin”le Yaşıyorum

Benim annem sinir hastası. Gerçek, açık ve net. Ama bu hastalık onun her istediğini yapmasına, beni susturmasına, dövmesine, ezmesine gerekçe olmamalıydı. Bugün hâlâ arkadaş edinmemi istemiyor.

Kimseyle görüşmeme izin vermiyor. Acil bir şey olmadıkça dışarı bile çıkamıyorum.

Telefonumu elinden zor alıyorum. 25 yaşındayım ama bir çocuk gibi değil, bir mahkûm gibi yaşıyorum.

Kontrol, Sevgi Değil

Bunu “korumak” diye anlatanlar oluyor. Ama bu, korumak değil; kontrol etmek. Ve kontrol, insanın içindeki yaşam enerjisini sessizce söndürüyor. ---

En Acısı Fiziksel Değil: Sözlerin Yaktığı Yer

En acısı ne biliyor musunuz? Fiziksel acı değil. Asıl yakan şey, her öfkelendiğinde söylediği sözler: - “Keşke doğmadan gitseydin…”
- “Bana hayatı zehir ettin…”
- “Senin gibi evlat olacağına hiç olmasaydı daha iyiydi…”

Bir Anne Bunu Nasıl Söyler?

Bir anne, evladına bunu nasıl söyler? Her gece yatağa gözyaşlarımla giriyorum. Sadece huzurla uyumak istiyorum. Bazen kendi kendime “Ben neden varım?” diyorum. Kafamın içinde bu cümle dönüp duruyor.

Kendimden Şüphe Ettiriyor

Bu cümleler yalnızca kırmıyor; insanı kendi varlığından şüphe ettiriyor. Ve bu, psikolojik şiddetin en ağır tarafı. ---

İntihar Düşünceleri Geldi… Ama hayata sıkı sıkı Tutundum

İntihar etmeyi düşündüğüm zamanlar oldu. Gözüm karardı, “dayanamıyorum” dedim. Ama yapamadım. Çünkü içimde kırılmamış tek bir şey kaldı: Allah korkusu ve vicdanım. Biliyorum, yaşamak bir imtihan. Belki de ben şu an en ağır sorulardan geçiyorum.

Yine de nefes alıyorum, sabrediyorum, dua ediyorum…

Çünkü güzel yürekli biri olmak kolay değil; hele ki böyle bir evde büyüyorsan.
Burada Net Bir Gerçek Var
Şiddet görmek “kaderin” değil.
Şiddet, **suçtur** ve “aile içi” diye normalleştirilemez. ---

Bu Yazıyı Neden Paylaşıyorum?

Kendime acımak için değil. Şiddet gören, susturulan, değersizleştirilen ama hâlâ hayatta kalmaya çalışan herkes için yazıyorum.

Belki Birine Umut Olur

Belki bu satırları okuyan biri, “Ben de yalnız değilmişim” der.
Belki biri için bu yazı bir umut olur.

Kırıkların Arasından Işık Sızabiliyor

Annesi tarafından kırılmış bir evlat olmak tarif edilemez bir acı. Ama ben hâlâ iyiliği seçiyorum.

Çünkü o kırıkların arasından da ışık sızabiliyor.

Peki Ya Sen?

Sen de böyle bir şey yaşadın mı? Ailenden biri seni anlamadı mı, kırdı mı, susturdu mu?
Benim yerimde olsan ne yaprsın/ ne yapardın...?